24 Haziran 2014 Salı

DA VİNCİ TEMMUZ SAYISI. EDİTÖRÜMÜZ AYSEL HANIM HER ZAMANKİ GİBİ HARİKA BİR ÜRÜN ORTAYA ÇIKARMIŞ.



SESLİ KİTAP OKUMA. VERDİĞİNİZ DESTEK İÇİN ŞİMDİDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLER DOSTLAR!!! KOÇ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ OFİSE OKUDUĞUNUZ KİTAPLARI YÖNLENDİRMENİZ TEMENNİSİYLE!!!!



 Sesli kitap okumak için aşağıdaki linkten ücretsiz ses kayıt programını indirip; kitap okuyucusu okuduğu kitabı kayıt edebilir;


 Kitap okuyucusu kitap okumaya başlamadan önce, okuma sırasında dikkat edilecek hususları içeren ekteki yönergeyi dikkatlice okumalı.
 
KİTAP NASIL SESLENDİRİLİR

1.      Bölüm: Kitabın Kimliği ile ilgili Her şey!
1. Bölüm  Kitabın isminin, yazarının, yayınevinin, seslendirenin, içindekilerin ve kitabın kapak resminin anlatıldığı bölümdür.
1.      Basamak :
"Bu kitap Koç Üniversitesi Sesli Kütüphane Projesi için seslendirilmiştir. Görme engelliler dışında kullanımı, çoğaltımı, dağıtımı ve satışı yasalara aykırıdır.

Seslendiren: ……………………………………………………….
Kitabın Adı: ………………………………………………………………,
Yazarı: ……………………………………………………………,
Türü: ……………………………………, ………………………………………. Yayınları, ……… baskı,
…………………(Şubat 1999), ……………………………..  (İstanbul) ,………….. sayfa
Isbn nosu: …………………………………………………….
"Kitabın kapak resmi"
………………………………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………………………..
……………………………………………………………………………………………………………………..
……………………………………………………………………………………………………………………..
……………………………………………………………………………………………………………………..
Örnek:
“Kitabın kapak resmi”: Resimde okyanus üzerinde kâğıttan yapılmış bir gemi, üzerinde kırmızı bir lamba ve uzakta güneşe benzeyen yeşil ortası kırmızı bir yuvarlak görüyoruz.
II. Basamak
“Kitabın Arka yüzü” denilerek, kitabın arka sayfasındaki tanıtım bilgileri okunacaktır.
(Eğer kitabın arka yüzünde seslendirilecek bir bilgi yok ise, bir sonraki seslendirme aşamasına geçilir).
III. Basamak
Oval: 4Kitabın Önsözü, Yazar hakkında bilgi ve İçindekiler kısmı (sayfa numarası söylenerek) , bölüm ve alt başlıkları ile birlikte seslendirilecektir.
2.     Bölüm
Kitabın içeriği okunmaya başlanır.
Tüm başlıklar, yabancı kelimeler, dipnotlar okunmalıdır.
Kitabın okunması tamamlandığında “Kitabın Sonu” ifadesi kullanılacak ve o günkü tarih söylenecektir.
Örnek: Kitabın Sonu, 30 Temmuz 2013
Ardından kitabın sonundaki kaynakça, index, sözlük gibi kısımlar, başlıkları da dahil olmak üzere okunmalıdır. Bu bilgilerin okunmasının ardından yine “kitabın sonu” ifadesi kullanılıp, tarih söylenecektir.
ÖNEMLİ NOTLAR!!!!
Dipnot bulunduğu cümlenin sonunda okunur. Okunurken dipnot diye başlanır, Dipnot, ilgili kelime ve açıklaması biraz daha hafif bir ses tonu ile okunarak farklı bir bölüm olduğu hissettirilmelidir.
Örnek: Atının üzerindeki ataman (1) yüksek sesle bağırdı.
Seslendirme şekli: "Dipnot Ataman: Kazak reislerine verilen isimdir.” Eğer bir dipnot bir paragraftan daha uzun sürüyorsa dip not bittiğinde “Kitaba dönüş” denilerek kitap okunmaya devam edilmelidir.
Parantez işareti içinde olan kelime ve cümlelerde ise; ses tonu değiştirilmeli ve yalnızca parantez işareti içinde olan kelimelerin parantez içinde olduğu belirtilmelidir.
Örneğin: (Annemin kırmızı ayakkabısı)
"Parantez içinde annemin kırmızı ayakkabısı" şeklinde.
”Parantez içinde” diye başlayıp parantez içindeki kelimeyi seslendirdikten sonra içinizden 1–2 diye saymalısınız (yani bu kadar bir süre bekledikten) sonra kitabı seslendirmeye devam etmelisiniz.
Tırnak işareti (“…”) içinde olan kelime ve cümlelerde ise; ses tonu değiştirilmelidir. “Tırnak İçinde” gibi bir ifade kesinlikle kullanılmamalıdır.
Kısaltmalar, önce kısa ve açık şekliyle okunmalı, daha sonraki karşılaşmalarda yalnızca kısa şekliyle okunmalıdır.
Örneğin: "MEB Milli Eğitim Bakanlığı", daha sonraki karşılaşmalarda ise yalnızca "MEB" şeklinde olmalıdır.

Ayrıca…..

·         Seslendirme sırasında, sayfa çevirme sesi, duyulmamalıdır. Nefes alırken, daima ağızdan nefes alınmalıdır. Burundan nefes alınması halinde dikkat çekici sesler çıkabilir.
·         Kayıtlardaki sesin istenen kalitede olup olmadığını kontrol etmek için kayıt yapan kişi sesleri mutlaka kulaklıktan takip etmelidir.
·         Masaüstü mikrofon kullanıldığı takdirde, mikrofon ile olan uzaklığa çok dikkat edilmelidir çünkü bu uzaklık değiştikçe kayıttaki ses şiddeti dikkat çekici bir şekilde değişiklik göstermektedir.
·         Her kitabın okunma hızı ve tonlama şekli o kitabın özelliğine uygun olmalıdır. Örneğin, yetişkinler için okunan bir roman daha akıcı, çocuklar için okunan bir masal kitabı ise, daha yavaş okunmalıdır.

18 Haziran 2014 Çarşamba

KOÇLUK SİZE NE SAĞLAR?

12 Mayıs '14

Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
173

Koçluk size ne sağlar ?

Koçluk size ne sağlar ?
Buğulu camlarla ilerlemek zordur

“Koçluk gözlük camınızdaki buğunun kalkmasıdır”
Aslında herkes ne istediğini ve belki de bunun için neler yapması gerektiğini bilir,en azından bir kısmını bilir..Bilir ama ya harekete geçemez ya da geçse bile yarım bırakır…
Tıpkı pazartesi başlanıp, salı -çarşamba kaynayıp giden diyeler gibi…
“Yolda kalmak” koçların sıkça kullandığı ve bir durumu çok iyi ifade eden bir tabidir..
Koçluk bir yere ulaşmak isteyip de bir türlü adım atamayan ya da hangi adımla başlayacağına karar veremeyen bireyin netleşmesine,ne yapacağını bilmesine ve bunu bir takvime bağlayıp,sürdürmesine yarar..
Koçluk önce netleştirir,sonra  yolda tutar..
Bir örnek üzerinden gidecek olursak…
Mevcut işinden memnun olmayan ve arayış içinde olan birini düşünelim…
Mutsuz,keyifsiz,sabah  işe gitmek için uyandığında bir türlü yataktan çıkmak istemiyor,daha gözünü açtığında offf, poflara başlıyor…Motivasyonu düşük, keyifsiz gittiği iş yerinde bir sürü olmadık sorunlar yaşıyor, yöneticisi ile anlaşamıyor ya da ona haksızlık ediliyor ya da onu anlayan kimse yok, sadece mesai saatini doldurmak ve bir an önce koşar adımlarla iş yerinden ayrılmak kendini sokağa atmak istiyor..Dilinde hep “işten ayrılmak”,”bırakmak,çekip gitmek”ler ilişik. Bu düşüncelerle geçen günler,haftalar,aylar ve yıllar var…
Benzer olarak mevcut eşinden ya da ilişkisinden memnun, mutlu olmayan ama yine de sürdüren milyonlar var desem yanlış olur mu? Yıllarca kendisini o ilişkide kurban rolünde tutan milyonların hayatına yazık değil mi?
Tam da bu noktada koçluk hizmeti almak duruma bir dış göz ile bakabilmek, kör noktalardan kurtulmak, bakış açısını değiştirmek, başka açılardan bakabilmek, seçenek yaratabilmek, netleşmek, fark etmek ile hayatlar değişebiliyor..
İddialı diye düşünülebilir ama bu kadar basit…
Bu ve benzeri durumlarda koçluk hizmeti alan kişi,kendisine;  yargısız, sıfır noktasında, akıl vermeden, yönlendirmeden, eleştirmeden yaklaşan bir başka kişi ile harika noktalara ulaşabiliyor…Harika sonuçlar elde edebiliyor..
Hayatı değişebiliyor,”hiç bu taraftan bakmamıştım bu konuya…””böyle bir seçeneği farkında değildim”, ” bu nasılda hiç aklıma gelmemişti”, evet ya bundan sonra bunu farklı yapabilirim..”, ”işimi/eşimi değiştiremiyorsam ya da aslında değiştirmek istemediğimi fark etmişsem,……… şeklinde düşünmek ya da bakmak beni rahatlattı….”, ”aslında işim/ilişkim bu kadar da kötü gitmiyormuş….”, “bakışa açımı değiştirdiğimde pek çok şey değişti”
Şeklinde cümleler kurduran harika bir süreç
Bu cümleleri kuran da kurduran da aslında koçluk hizmeti alan.  Koç sadece bir ensturuman, aktör değil…
Aktör, işin/durumun/olayın öznesi hizmet alan…Kararlar ve sorumluluk ona ait…
Tam da bu noktada  eyleme geçmek ve sürdürmek mümkün oluyor…
Koçluğu “harika “ yapan işte bu. Bireyden kaynaklanması…Sorun da çözüm de,seçenek de, adım da, sorumluluk da kendisine ait..
Haydi şeytanın avukatlığını da yapayım…
İyi ya  her şey kişide ise, koçluk hizmeti nerede?
Koçluk hizmeti bu durumun her yerinde…Bu süreçte koç bir nesne olarak karşına ayna tutan ve gösterip geri çekilen, zaman zaman,”at sineği” kıvamında rahatsız eden ama uyandıran, çoğunlukla zor sorular soran, sadece soran durup bekleyen, bazen sinir bozucu biçimde suskun, bu suskunluğun sihirli tarafını yaşatacak kadar kontrollü ve özdenetime sahip, karşısındakinin çıkış noktasını görse de suskun kalmasını bilecek kadar denetimli, karşısındakinin cevabını bilse de bekleyecek kadar egosuna hükmeden, yöneten ve yenilmeyen.Hem çok içinde sürecin  hem de hiç değil..
Anlatması zor, yaşanması muhteşem bir süreç…
Deneyimlenmesi halinde  her durumda işe yarayan ve kişiyi mevcut durumdan farklı bir noktaya götüren bir işbirliği…
Merak edenler için;
www.iddanismanlik.net
Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

17 Haziran 2014 Salı

DÜNYANIN EN DEĞERLİ İŞİNİ YAPAN MESLEKTAŞIMA SONSUZ HÜRMETLERİMLE. YÜREĞİNİZE SAĞLIK NESLİHAN HOCAM!!!

Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
156

Eğitim Sistemi İçinde Koçluk-1

Eğitim Sistemi İçinde Koçluk-1
Dünyanın yüzü hep değişiyor,biz aynı kalabilir miyiz?

.J.Dewey  ;”Bugünün çocuklarını , dünün yöntemleri ile eğitirsek, yarınlarından çalarız” der.
Bu söz  eğitimin en kritik noktasının değişim  olduğunun en güzel ifadesi. 13. Yy dan bize seslenen ve “Dünle beraber gitti cancağzım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.'' Mevlana “ diyen bir kültüre gözleri açan bizler için bu aslına bir yaşam felsefesi ve  yaklaşımı olmalı iken.. “Yeni şeyler” in neresindeyiz sorusuna eğitim ekseninden bakmak ve sorgulamak istiyorum.
Yeni  kelimesi TDK’da “Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan, En son edinilen, O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan” olarak  tanımlanmakta..
Eğitim açısından yeni yaklaşımlar ve yenilikler bu kadar kolay olarak hayata geçirilemeyebilir belki ancak Bugünün çocuklarını dünün yöntemleriyle eğitmeye çalışmak ise Dewey’in ifadesine göre intihar olmakla beraber üzerimize ciddi sorumluluklar yüklemektedir.
Eğitime adım atan çocukların bize emanet olduğunu ve onların hayatına dokunan en önemli varlıklardan biri olan öğretmenlerin buradaki sorumluluğuna bakmak istesek ve sorsak,;
 Öğretmenler kendilerini ne kadar yenilemektedirler ?  Öğretmenler ne kadar yeniliğe açık?
 Öğretmenler kendilerini geliştirip bugünün çocuğunu anlamak ve ona yararlı olabilmek için ne  yapmakta, nasıl bir çaba içinde bulunmaktadır?

Eğitim camiasında pek çok yenilik, değişiklik ve yaklaşımlar meydana gelmekte ve bunların önemli kısmı teknolojik değişiklikler olduğundan öğretmenler bunlara  zorunlu biçimde uyum sağlanmak  durumunda kalabilmektedirler.
Bu durum sosyolojik bir olgu olan kültürel unsurların maddi kısmı tüm toplumlar tarafından daha kolay kabul edilebilirken, manevi kısmı için hep direnç oluşur ve bir zorlanma yaşanması bizim konumuz için de geçerlidir.
Akıllı takta ya da daha genel ifade ile eğitim teknolojilerinin kullanılmaya başlanması üzerinden daha 8-10 yıl geçmemişken bu kanıksanana ve olmazsa olmaz gibi algılanan önemli bir  unsur  ve öğretmenler bu eğitim teknolojilerine uyum sağlamak için kendilerini geliştirerek, daha doğrusu kendilerini güncelleyerek bu alanda çalışmaya devam edebildiler.. Belki daha  yaşlı olup bu teknolojilere direnerek kendilerini güncellemeyenler ise sistem dışında kaldılar.
Eğitimin ana unsuru olan “insan” ise hem yapısı ve yaradılışı gereği, hem de ortam ve değişen  koşullar gereği  dünden farklı, yeni, başka, değişiktir.
Bunu dikkate almayan ve ben “yılların öğretmeniyim, her şeyi bilirim, öğrenmem gereken hiçbir şey yok “diyen bir öğretmen çok kısa bir süre sonra sistem dışında kalabilecektir.
Tasarı halinde olan ve yasalaşması çok yakın olan yeni performans düzenlemeleri  konuşuluyor.
.
2014-2018 yılları arasını kapsayan 10. Kalkınma Planı’nda öğretmenlik mesleğinin “kariyer gelişimi ve performansa dayanan bir yapıda” düzenleneceği kaydediliyor.. Yasayla birlikte, aday öğretmenler “performans değerlendirmenin” de bir kriter olarak etkili olduğu bir süreç sonucunda öğretmenlik hakkını kazanmış olacak. Performans değerlendirme sisteminin yaygınlaştırılması ve ücretlerin buna göre belirlenmesi hedefi sadece öğretmenlerle sınırlı değil, bir bütün olarak kamu emekçileri için bir dönüşüm hedefleniyor.
Bu düzenlemeler sonucu öğretmen; hem veli, hem öğrenci hem de okul yönetimi tarafından değerlendirileceğinden öğretmenlerin kendilerine “format” atmaları için arayışlar içine girmeleri ve seçenek yaratmaları söz konusu  gibi gözükmektedir.
Bu bağlamda  ülkemizde son 15 yıldır tanınan son 7-8 yıldır daha çok bilinen ve pek çok alanda kullanılan koçluk sistemi işe yarar gözükmektedir.
Koçluk ile 8 yıl önce tanışmış bir eğitimci olarak ilk anda duyduğum heyecanı hala hatırlıyorum. Koçluk öğretmenler için çok gerekli demiştim o zaman. .Aynı düşüncem güçlenerek devam ediyor.
Neden böyle düşündüm?
Bunu da diğer yazımızın konusu yapalım…
Koçluk hakkında  daha fazla bilgi için;

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

TÜRKİYENİN EN DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİNİN EMEKLERİYLE ELDE EDİLEN MUHTEŞEM BİR SONUÇ. İŞTE BOĞAZHİSAR EĞİTİM KURUMLARININ FARKI!!!